KALEDEN GÖKYÜZÜNE

İbrahim Alisinanoğlu

30-07-2026 00:08

 

İnsanoğlu ne tuhaf bir varlık...

Daha yere sağlam basmayı öğrenemeden göğe özeniyor. İki ayağı üzerinde yürümeyi tam beceremeden, kanatlanıp uçmanın hayalini kuruyor. Ben de ne zaman Gaziantep Kalesi'nin burçlarına çıksam ya da gökyüzünde kaflalar halinde süzülen  güvercinleri seyretsem, aynı soruya takılıp kalıyorum:

"Ya kuş olsaydık?"

İlk işim kalenin en yüksek burcuna konmak olurdu. Sonra kendimi rüzgâra bırakır, yüzyılların taşıyla örülmüş Gaziantep'i yukarıdan seyrederdim. Sokaklar, hanlar, hamamlar, kasteller, camiler, çarşılar... Her biri taşın hafızasına yazılmış birer hikâye gibi uzanırdı önümde.

Sonra çocukluğumun semalarına süzülürdüm.

Akyol'un dar sokaklarında dolaşır, Bey mahallesinin taş evlerin avlularından yükselen ekmek kokusunu içime çekerdim. Damlarda kuruyan ip ip biberleri, sucukları, salçaları, ariş gölgelerinde koyulaşan komşu sohbetlerini seyrederdim. O zaman anlardım ki mahalle, yalnızca evlerin yan yana dizildiği bir yer değil; insanların birbirine emanet olduğu bir yuvaymış.

Kanatlarımı biraz daha açar; Şehitler Abidesinden, Su Burcu’nun, Bakırcılar Çarşısı'nın, Almacı Pazarı'nın üzerinden geçerdim. Pişirici kasetlinde soluklanırdım.,  Çekiç sesleri, baharat kokuları ve kalaycıların ateşi, bu şehrin ruhunu göğe kadar taşırdı.

Sonra Alleben'e bakardım.Maanoğlu köprüsünden incili pınara,elektirk fabrikasından Nurgana’ya kanat çırparken Çocukluğumuzun serinliğini taşıyan o kadim suda kaybettiklerimi arardım.

İnsan bazen bir nehri değil, o nehrin kıyısında bıraktığı çocukluğunu özlüyormuş.

Yukarıdan bakınca şehrin büyüdüğünü görürdüm. Caddeler uzamış, binalar çoğalmış, ışıklar artmış...

Ama içimden şu soru geçerdi:

Acaba gönüller de şehir kadar büyüdü mü?

Eskiden damlar komşuydu, şimdi balkonlar bile birbirine yabancı. Şehir genişledi; ama sanki insanın iç dünyası biraz daraldı.

İşte o an anlıyorum ki kuşların bize üstünlüğü yalnızca uçmaları değil, yukarıdan bütünü görebilmeleridir. Biz ise çoğu zaman yere fazla yakın yaşadığımız için kırgınlıklarımızı büyütüyor, ufkumuzu daraltıyoruz.

Belki kuş olsaydık Gaziantep'in bütün semalarında özgürce dolaşırdık.

Ama bir annenin duasını hissedemez, bir dostun omzuna yaslanamaz, bir acıya merhem olamaz, bir çocuğun kahkahasını yüreğimizde çoğaltamazdık.

Demek ki Rabbimiz kuşlara kanat, insana ise gönül vermiş.

Ve galiba insanın gerçek kanadı da omuzlarında değil, taşıdığı hatıralarında, sevgisinde ve vefasındadır.

Çünkü insan bazen kuş olmayı ister...

Sonra doğduğu şehrin semasına bakar ve anlar ki, asıl marifet gökyüzünde uçmak değil; ait olduğu şehrin hatıralarını ömrü boyunca yüreğinde taşıyabilmektir.

Kuşlar gökyüzünde iz bırakır; insanlar ise doğdukları şehirlerin hafızasında... Asıl uçuş da budur.

İbrahim alisinanoğlu 29.07.2026

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILARI   GAZİANTEP KAHVEHANE KÜLTÜRÜNDE; BÖLÜK 01-01-1970 03:00 ANTEP İŞİ, ANTEP AŞI 01-01-1970 03:00 SICAK YAZLARIN SERİN HAYAD'LARI 01-01-1970 03:00  KİBİR VE İRFAN 01-01-1970 03:00  İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN 01-01-1970 03:00 USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI 01-01-1970 03:00 GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA! 01-01-1970 03:00   BEDDUADAN DUAYA 01-01-1970 03:00 GALA… GALA …GALAA!.... 01-01-1970 03:00 BAYAT EKMEK 01-01-1970 03:00  RAMBO’YU DA KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 NİMETİ KÜSTÜRMEMEK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK 01-01-1970 03:00 NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM 01-01-1970 03:00 KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI 01-01-1970 03:00 HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    01-01-1970 03:00 İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA 01-01-1970 03:00 NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI 01-01-1970 03:00  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… 01-01-1970 03:00 ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI 01-01-1970 03:00 BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! 01-01-1970 03:00 YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI 01-01-1970 03:00 SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI 01-01-1970 03:00  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR 01-01-1970 03:00 BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN 01-01-1970 03:00 BENİM ADIM BAYRAM 01-01-1970 03:00  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN 01-01-1970 03:00 SÖHÜR VAKTİ OLDU 01-01-1970 03:00 CINCIK 01-01-1970 03:00 BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI 01-01-1970 03:00 YUVALAMANIN HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI 01-01-1970 03:00 RAMAZAN TAHSİLATI 01-01-1970 03:00 GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR 01-01-1970 03:00