TAŞLARIN HAFIZASINDAKİ GAZİANTEP

İbrahim Alisinanoğlu

02-11-2026 19:38

 

Şeyh Fetullah Camii’nin zamanı dışarıda bırakan avlusunda, taş sundurmanın gölgesinde biraz soluklandım. Şehrin telâşı ve gürültüsü, bu asırlık eşikten içeri adım atmaya cüret edemiyor; burası kendi içine kapanmış dingin ve mübarek bir ada gibi uzanıyordu. Sonbaharın serin rüzgârı yüzümü okşuyor, ağaçlardan süzülen yaprakların fısıltısı taş duvarların vakur sessizliğine karışıyordu.

Avluya adım atar atmaz insanın ruhunu sarmalayan o derin uhreviyet, havayı bile ağırlaştırıyordu. Bir yanda maneviyatımızın sarsılmaz kutbu Şeyh Fetullah’ın kabri, diğer yanda Gaziantep savunmasının boyun eğmez simgesi Şehit Kara Yılan’ın mefhari… Biri toprağa sinmiş bir dua gibi ruhu derinleştiriyor, diğeri zihinde yakılan bir meşale gibi direnişin ve gururun mehabetini fısıldıyordu. Başımı kaldırdığımda Şehreküstü evlerinin o mağrur silueti, Kabaltı’nın gizemli dehlizleri ve Şıh Hamamı belirdi.

Fakat bakışlarım en çok avlunun kalbinde, toprağın rahminden fışkıran o kadim kastele çekildi. Taş basamaklardan aşağı doğru süzülen buz gibi havanın yüzüme çarpmasıyla birlikte, suyun şırıltısı ruhuma bir zemzem serinliği gibi yayıldı. Taşın bağrından süzülüp gelen suyun o munis sesi, avlunun Uhrevi sessizliğini bozmuyor; aksine ona ilahi bir beste katıyordu. Bir zamanlar insanların hararetini dindiren, etrafında hayatın ve duaların halkalandığı bu kastel; yalnızca sudan ibaret değil, Antep halkının taşla, suyla ve alın teriyle ilmek ilmek dokuduğu bir yaşam felsefesiydi. Taşın sertliğiyle suyun yumuşaklığı, geçmişin acılarıyla günün huzuru burada, aynı serinlikte buluşuyordu.

Düşüncelerin derinliğinde kayboldum… Kastelden yükselen su sesi, zamanın akışını tersine çevirdi ve Antep Harbi’nin o zifiri, kanlı günleri çöktü zihnime. Bugün suyun serinliğinde kuş seslerinin çınladığı bu dingin avluda, vatanı için göğsünü siper etmiş çetelerin iniltileri yankılanır gibi oldu. Cepheden taşınan yiğitlerin yüzleri toz toprak içinde, elbiseleri al kanlara boyanmış… Kimi bir yoldaşının omzuna tutunmuş, kimi tahta sedyelerde son nefesini süzüyor. İlaçsızlığın boğazı sıktığı o demlerde hekimler, evlerden derlenen tülbentlerle kanamaları durdurmaya çalışırken; kadınlar ellerinde kastelden çekilmiş bir yudum su, bir lokma ekmek ve gözlerinde sonsuz bir şefkatle yaralılara koşuyordu. Kastelin buz gibi suyu, o günlerde yaralı sinelere serpilen bir ümit kırıntısına dönüşüyordu. Bu mübarek mekân, insanoğlunun direnme gücünün de, çaresizliğin en yalın halinin de sessiz ve ıslak şahidiydi.

Gözlerimi yavaşça araladığımda, karşımda yine aynı sessiz bahçe, taşların arasından çağıldayan kastel ve vakur kabirler duruyordu. Kastelin dingin akan suyunu ve bu taş duvarların arasında yaşanıp bitmiş hayatları düşündüm. Aynı taşların bir zamanlar gündelik hayatın huzurlu ritmine, zamanı geldiğinde ise gözyaşına, acıya ve asil bir direnişe tanıklık etmiş olması içimi derinden burktu.

Bir süre daha oturdum orada. Gökyüzüne yükselen ezan sesini dinledim, kastelden yayılan suyun şırıltısına bıraktım ruhumu, gelip geçenlerin selamını aldım. İçimde büyüyen hüznün hemen yanı başında, köklü bir minnet duygusu yeşerdi. Çünkü bugün huzurla içimize çektiğimiz bu havanın, özgürce adımladığımız bu sokakların her karışında; adsız kahramanların acısı, alın teri ve mukaddes fedakârlığı saklıydı.

Antep’in taşları susabilir belki ama hafızası asla kaybolmaz. Bir kabrin gölgesinde direnişi, bir kastelin buz gibi suyunda hayatı, taş bir duvarda geçmişin silinmez izlerini fısıldar. Bu şehri sevmek, yalnızca onunla gurur duymak değil; hangi kor ateşlerden geçip bugünlere ulaştığını unutmamak, unutturmamaktır.

Bütün geçmişlerimizin ruhuna bir Fatiha hediye ettim. Kastelden yükselen su sesini ve kabirlerin o derin Uhrevi havasını arkamda bırakarak sessizce oradan uzaklaşırken, yüreğimin bir parçasını o taşların arasında bıraktım.

İbrahim Alisinanoğlu-02.11.2026

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILARI   ALLAH’IM, GÜNAH YAZMA; AZICIK YAZ, AZICIK YAZMA! 01-01-1970 03:00 YALANINA GIRAN GİRSİN EMİ! 01-01-1970 03:00 ÇERKEZ ARIĞININ ADI NEREDEN GELİYOR 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP: YÜREĞİME SIĞDI, KELİMELERE SIĞMADI 01-01-1970 03:00 TABAAT SAHİBİ KADİR VE ACER YEMENİLERİ 01-01-1970 03:00  KALDIRIMIN MEDDAHLARI ESKİ İŞPORTACILAR 01-01-1970 03:00 “BU ŞEHİR BENİ KAZIKLAMADI” DİYEBİLMEK... 01-01-1970 03:00  ANTEP USULÜ ARŞIN 01-01-1970 03:00 KUSURSUZLUK KUSURU  01-01-1970 03:00  BİR DEERMENİN ETRAFINDA DÖNEN DÜNYA 01-01-1970 03:00  NEREDEN ÇIKTI BU 80’LER MERAKI 01-01-1970 03:00 YEDİKLERİNE İÇTİKLERİNE SAY 01-01-1970 03:00 ZİL BAŞKA BİR ŞEY İÇİN ÇALIYOR: DERSİMİZ; HAKİKAT 01-01-1970 03:00 DUVARLARDA SAKLI ÇOCUKLUĞUM 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE DAYANIŞMANIN İZLERİ 01-01-1970 03:00 TİYEKLERİN BEREKETİ, MAHRALARIN SEVİNCİ: ANTEP’TE BAĞ BOZUMU 01-01-1970 03:00 KENDİ YAMAM, ELİN İPEĞİNDEN YEĞDİR. 01-01-1970 03:00 ARPA BOYU G.. YIRTMAK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP MUTFAĞININ KAYIP HAFIZASI: TENCEREDEKİ ŞİFA 01-01-1970 03:00 SAHİ, BİZ MODERN YAMYAMLAR MIYIZ? 01-01-1970 03:00  LAHMACUNA FARKLI BİR BAKIŞ 01-01-1970 03:00 PİŞİRİCİ KASTELİ 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP: SANAYİ KENTİ Mİ, MEDENİYET ŞEHRİ Mİ? 01-01-1970 03:00  AMAN BEYLER DEMEDEN, AMAN DAĞLAR DEMELİ 01-01-1970 03:00   BİT PAZARI: GAZİANTEP'İN SESSİZ HAFIZASI 01-01-1970 03:00 KALEDEN GÖKYÜZÜNE 01-01-1970 03:00   GAZİANTEP KAHVEHANE KÜLTÜRÜNDE; BÖLÜK 01-01-1970 03:00 ANTEP İŞİ, ANTEP AŞI 01-01-1970 03:00 SICAK YAZLARIN SERİN HAYAD'LARI 01-01-1970 03:00  KİBİR VE İRFAN 01-01-1970 03:00  İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN 01-01-1970 03:00 USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI 01-01-1970 03:00 GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA! 01-01-1970 03:00   BEDDUADAN DUAYA 01-01-1970 03:00 GALA… GALA …GALAA!.... 01-01-1970 03:00 BAYAT EKMEK 01-01-1970 03:00  RAMBO’YU DA KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 NİMETİ KÜSTÜRMEMEK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK 01-01-1970 03:00 NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM 01-01-1970 03:00 KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI 01-01-1970 03:00 HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    01-01-1970 03:00 İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA 01-01-1970 03:00 NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI 01-01-1970 03:00  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… 01-01-1970 03:00 ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI 01-01-1970 03:00 BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! 01-01-1970 03:00 YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI 01-01-1970 03:00 SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI 01-01-1970 03:00  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR 01-01-1970 03:00 BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN 01-01-1970 03:00 BENİM ADIM BAYRAM 01-01-1970 03:00  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN 01-01-1970 03:00 SÖHÜR VAKTİ OLDU 01-01-1970 03:00 CINCIK 01-01-1970 03:00 BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI 01-01-1970 03:00 YUVALAMANIN HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI 01-01-1970 03:00 RAMAZAN TAHSİLATI 01-01-1970 03:00 GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR 01-01-1970 03:00