KALDIRIMIN MEDDAHLARI ESKİ İŞPORTACILAR

İbrahim Alisinanoğlu

07-10-2026 12:12

 

Gaziantep’in eski taş binalarla çevrili Suburcu caddesinde yahut Elmacı Pazarı’nın baharat kokan o daracık kalabalığında, Şirehanı’nın hemen yamacında şehirlerin henüz devasa tabelalarla veya ışıklı vitrinlerle donatılmadığı vakitlerde, reklamın kendisi doğrudan insandı. Sokağın neşesi, ritmi ve hafızası; kaldırım kıyısına serdiği tek bir örtünün üzerine dünyayı sığdıran işportacının dudakları arasında atardı.

Saçları biryantinle geriye doğru taranmış, sinekkaydı tıraşlı yüzünde cetvelle çizilmiş gibi duran ince bıyığıyla o adam, Yeşilçam filmlerinden fırlamış Ayhan Işık edalı duruşunu sokağın kıvrak zekâsıyla birleştirirdi. Çizgisi bozulmamış ütülü ceketi ve hafifçe yana yatırdığı şapkasıyla kaldırıma kirletmeye kıyamadığı bir saygıyla basar, daha uzaktan bakıldığında bile sıradan bir satıcı olmadığını hissettirirdi.

Onun en büyük sermayesi satışa sunduğu tezgâhındaki iğne, iplik, jilet ya da limon sıkacakları değil, etrafında anında toplayıverdiği kalabalıktı. Utangaçlıktan eser barındırmayan edasıyla bir meddahın hikâye anlatıcılığını, bir Orta oyuncusunun mizaç genişliğini sokağın tam ortasına taşırırdı. Bekleme anında sessizce gelip geçenleri süzer, doğru an geldiğinde göğsünü kabartarak “eyyy vatandaş! “Haykırışı caddenin öteki ucunda bile duyulurdu. Yerel Antep ağzının sıcaklığıyla başlayan nidası, satış anında pürüzsüz ve hazırcevap bir İstanbul ahengine evrilirdi.

Eline aldığı birkaç kuruşluk bir jileti anlatırken çeliğin keskinliğinden ziyade sözün büyüsünü kullanırdı. Tekerlemelerle söze girip lafı İkinci Dünya Savaşı’ndan Hitler’e, Amerika’nın atom bombasını piyasadaki tıraş sıkıntısından erkeğin çilesine bağladığında, dinleyen kendisini sıradan bir alışverişte değil, tarihin ve mizahın tam ortasında bulurdu.

 Kulağı yakalayıp gözü tezgâha kilitledikten sonra “bir alana bir bedava” nidalarıyla sunduğu o “son mal”ın hiçbir zaman bitmeyeceğini herkes bilirdi. Sattıkça ayağının dibindeki çantadan çaktırmadan tezgâha takviye yapar, masadan malı eksik etmezdi. Ancak bu, müşterinin de severek katıldığı zımni bir şehir tiyatrosuydu; işportacı abartır, müşteri inanmış gibi yapar ve günün sonunda konuşulan şey malın fiyatından önce insanın o an hissettikleri olurdu.

Şimdi Suburcu yine Suburcu, Karagöz yine aynı karagöz. Kaldırımlar daha düzenli, vitrinler çok daha parlak. Fakat modernliğin o soğuk ve sessiz düzeninde insan, sokağı bir sahneye dönüştüren o gür sesi arıyor. Çünkü şehirler sadece taşla veya duvarla kurulmaz; Gaziantep’in ruhu biraz da örtüsünü toplayıp giden ama sesini şehrin hafızasına kazıyan o eski zamanın sokak satıcılarında saklıydı.

İbrahim Alisinanoğlu-05.10.2026

DİĞER YAZILARI “BU ŞEHİR BENİ KAZIKLAMADI” DİYEBİLMEK... 01-01-1970 03:00  ANTEP USULÜ ARŞIN 01-01-1970 03:00 KUSURSUZLUK KUSURU  01-01-1970 03:00  BİR DEERMENİN ETRAFINDA DÖNEN DÜNYA 01-01-1970 03:00  NEREDEN ÇIKTI BU 80’LER MERAKI 01-01-1970 03:00 YEDİKLERİNE İÇTİKLERİNE SAY 01-01-1970 03:00 ZİL BAŞKA BİR ŞEY İÇİN ÇALIYOR: DERSİMİZ; HAKİKAT 01-01-1970 03:00 DUVARLARDA SAKLI ÇOCUKLUĞUM 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE DAYANIŞMANIN İZLERİ 01-01-1970 03:00 TİYEKLERİN BEREKETİ, MAHRALARIN SEVİNCİ: ANTEP’TE BAĞ BOZUMU 01-01-1970 03:00 KENDİ YAMAM, ELİN İPEĞİNDEN YEĞDİR. 01-01-1970 03:00 ARPA BOYU G.. YIRTMAK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP MUTFAĞININ KAYIP HAFIZASI: TENCEREDEKİ ŞİFA 01-01-1970 03:00 SAHİ, BİZ MODERN YAMYAMLAR MIYIZ? 01-01-1970 03:00  LAHMACUNA FARKLI BİR BAKIŞ 01-01-1970 03:00 PİŞİRİCİ KASTELİ 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP: SANAYİ KENTİ Mİ, MEDENİYET ŞEHRİ Mİ? 01-01-1970 03:00  AMAN BEYLER DEMEDEN, AMAN DAĞLAR DEMELİ 01-01-1970 03:00   BİT PAZARI: GAZİANTEP'İN SESSİZ HAFIZASI 01-01-1970 03:00 KALEDEN GÖKYÜZÜNE 01-01-1970 03:00   GAZİANTEP KAHVEHANE KÜLTÜRÜNDE; BÖLÜK 01-01-1970 03:00 ANTEP İŞİ, ANTEP AŞI 01-01-1970 03:00 SICAK YAZLARIN SERİN HAYAD'LARI 01-01-1970 03:00  KİBİR VE İRFAN 01-01-1970 03:00  İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN 01-01-1970 03:00 USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI 01-01-1970 03:00 GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA! 01-01-1970 03:00   BEDDUADAN DUAYA 01-01-1970 03:00 GALA… GALA …GALAA!.... 01-01-1970 03:00 BAYAT EKMEK 01-01-1970 03:00  RAMBO’YU DA KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 NİMETİ KÜSTÜRMEMEK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK 01-01-1970 03:00 NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM 01-01-1970 03:00 KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI 01-01-1970 03:00 HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    01-01-1970 03:00 İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA 01-01-1970 03:00 NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI 01-01-1970 03:00  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… 01-01-1970 03:00 ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI 01-01-1970 03:00 BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! 01-01-1970 03:00 YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI 01-01-1970 03:00 SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI 01-01-1970 03:00  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR 01-01-1970 03:00 BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN 01-01-1970 03:00 BENİM ADIM BAYRAM 01-01-1970 03:00  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN 01-01-1970 03:00 SÖHÜR VAKTİ OLDU 01-01-1970 03:00 CINCIK 01-01-1970 03:00 BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI 01-01-1970 03:00 YUVALAMANIN HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI 01-01-1970 03:00 RAMAZAN TAHSİLATI 01-01-1970 03:00 GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR 01-01-1970 03:00